Yorum: Her Şey İçin Teşekkürler - Tommy Wallach


Adı: Her Şey İçin Teşekkürler
Orijinal Adı: Thanks for the Trouble
Yazarı: Tommy Wallach
Yayınevi: Yabancı
Goodreads Puanı: 3.91
Sayfa Sayısı: 256
Seri: - 
Puanım: 2/5

TANITIM

“Hiç kimse genç hissetme duygusunun önüne geçemez.”

Parker Santé beş yıldır tek kelime konuşmamıştı. Sınıf arkadaşları parlak gelecekleri için planlar yaparken, o okuldan kaçarak otellerde takılıyor, zaman öldürmek için ise oteldeki konukları izliyordu. Fakat göründüğünden biraz daha büyük olduğunu iddia eden Zelda Toth adındaki gümüş saçlı esrarengiz kızla tanıştığında, uğruna yaşanacak birkaç küçük şeyin daha olduğunu keşfedecekti.

New York Times çoksatan yazarı Tommy Wallach’tan ilk ve son aşklara dair sıradışı bir hikaye…

YORUM

Hayatınızın bir anında bile durup merak ettiyseniz diye söylüyorum, Her Şey İçin Teşekkürler'in ardından artık tescilli bir odunum. Yani bu durumun gerçekten başka bir açıklaması yok. Herkesin yere göğe sığdıramadığı, okurken duygusallığın dibine vurduğu, içinden alıntı üstüne alıntı çıkarttığı bu kitabın bende yarattığı tek bir şey vardı: can sıkıntısı.

Şu aralar niye böyle oluyor gerçekten bilmiyorum. Kara koyun olup çıktım. (Saçlardan mı acep?) Elimdeki kitapları okuyayım, okunacaklar listem biraz azalsın dedikçe kitapları sevemez oldum sanki. E-kitap okuduğum günlerde daha güzel kitaplar okuyordum sanki?

Durum şu ki, Her Şey İçin Teşekkürler'e başlarken gerçekten kitabı beğenmeyi umuyordum. Yorumuna ve zevkine güvendiğim birçok insandan bu kitap hakkında güzel şeyler duymuştum, (bunlardan biri Ayşin'dir) ve kitaptan kim nereyi alıntılasa çok hoş görünüyordu. Ama kitabın kendisi... meh olmanın ötesine geçemedi.

Yazarın bu kitapla ne yapmaya çalıştığını gördüm ve hissettim fakat içselleştirmeyi başaramadım. Kitap baştan sona bana pek bir şey ifade edemedi. Korkarım bunun nedeni de, Zelda karakterini bir "manic pixie dream girl" olmanın ötesinde bir birey olarak görememiş olmam. Zaten bu MPDG durumunun ötesine geçemediğinizde geriye pek bir şey kalmıyordu. Kitabın magical realism kısımları da bana pek etkileyici gelmedi.

Zelda'nın tüm varlığının, Parker'a yaşamayı öğretmek olması benim için sınıfta kaldı.

Herkes bu kitap için, "Çok seveceksin," "2017'nin favori kitabı bile olabilir," "Çok iyi kurgulanmış, üstünde çok düşünülmüş," gibi övgüler dizip durdu bugün boyunca (Instagram üzerinden) ama korkarım hepinizi hayal kırıklığına uğrattım. Sevmedim, kesinlikle yılın favorilerine giremedi, kurgusuna ve arkasındaki düşünceye bir şey diyemeyeceğim ama uygulamasını pek beğenmedim açıkçası.

Sağda solda gördüğüm alıntılar cidden alıntı olmaktan ibaretmiş. Kitabın bazı yerlerinde söylenen ama öylece havada kalan cümlelerden öteye geçemediler benim için. Alıntılansın diye yazılmış gibi hissettiren yerler vardı bazı noktalarda. Hani bir cümleyi "düzgünce kırpılmışsa" alıntılamak daha kolay ve daha düzgündür ya, bazı cümleler kırpılmış gibiydi. Daha şairane olsun diye tek başına bırakılmış ya da kısa tutulmuş. Çünkü bir cümlenin yarısını alıntılamak asla istenilen etkiyi yaratmaz.

Ya şu an durdum düşünüyorum daha ne diyebilirim bu kitap hakkında diye, hiçbir şey diyemem sanırım. Üzerimde hiçbir etki bırakmadı. Hani "Şu şu kısımlarını HİÇ SEVMEDİM," bile diyemiyorum çünkü öyle sevmediğim bir yer de yoktu. Her şey fazlasıyla sıradan, fazlasıyla ortalama kaldı - ne sevdim ne de nefret ettim.

Kitabın sonu da beni hiç şaşırtmadı, neden bilmiyorum. Galiba bariz ortada olduğunu düşündüm öyle biteceğinin.

Sonuç olarak, ben değilseniz tahminen bu kitabı seversiniz. Şu ana kadar ben olmayan ve bu kitabı sevmeyen bir başka insanla karşılaşmadım. Eğer benseniz, dikkat, tahminen kitap sizi ölesiye sıkacak ve bir Reading Slump'a girmenin eşiğinden döneceksiniz.

Ha ama şimdi hakkını yemeyeyim, kitabın sonlarına doğru biraz açıldı anlatım. Son birkaç bölümü keyifle ve hızla okudum. Keşke bunu, son birkaç bölüm yerine tüm kitap için söyleyebilseydim.. Niye hep böyle oluyor ya? #AyşinBeniAffet

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

1 yorum:

  1. İlgimi çekti teşekkürler yazı için. Sonbahar kitap listeme ekleyeceğim.

    YanıtlaSil