Yorum: Rakipsiz (Kusursuz İdoller, #1) - Alyson Noël


Adı: Rakipsiz
Orijinal Adı: Unrivaled
Yazarı: Alyson Noel
Yayınevi: Dex
Sayfa Sayısı: 400
Goodreads Puanı: 3.48
Seri: Kusursuz İdoller #1
Puanım: 2/5

T A N I T I M

Kusursuz İdoller hiç de göründükleri gibi değiller!
Rakipsiz, yalanların gölgesinin en güzel hayalleri en karanlık kâbuslara dönüştürdüğü bir serinin ilk kitabı.
Hollywood’da herkes önemli biri olup bu dünyanın bir parçası haline gelmek ister. Ama bir kere içeri girdiniz mi artık geriye dönüş yoktur! Ve bu kural kimse için istisna değildir!
Gazeteci olmak için her şeyi göze alacak kadar hırslı Layla Harrison; oyunculuk kariyeri için ailesini bile karşısına almaktan korkmayan Aster Aminpour; varlığından haberi olmayan babasına büyük bir rock yıldızı olabileceğini kanıtlamaya çalışan Tommy Phillips.
Ve bu üç gencin birbirlerine rakip olmalarını sağlayan bir yarışma:
Rakipsiz Gece Hayatı kulüplerinin tanıtımcısı olmak…
Üçünün de başarması gereken bir görev vardır, ünlü yıldız Madison Brooks’u kendi kulüplerine çekmek. Ancak Madison Brooks’un ortadan kayboluşuyla hayalleri bir anda suya düşer.
Artık yarışmayı kazanmak hayattaki en küçük dertleridir, çünkü polise göre üçü de Madison’ın kayboluşunda şüphelidir.


Y O R U M

Bir süredir elimde kitap tutmakta zorlandığımdan, tabletime ve her geçen gün genişleyen e-kitap arvişime sarılmış durumdaydım. En sonunda Dex'in temmuz ayında çıkarttığı Rakipsiz'i okuyarak bu döngüyü kırmış oldum. Bu açıdan Rakipsiz, benim için önemli bir kitap olsa da, ne yazık ki 400 sayfalık kitabın, 250-300 sayfasını sıkılarak okumamı görmezden gelmemi sağlayamıyor. İşin kötü yanı, kitabın böylesine uzun bir bölümünde sıkılmamın engellenebilecek olmasıydı. İnsan üzülüyor.

Durum şu ki, ben Rakipsiz'e başlarken az çok neye bulaştığımı bildiğimi düşünüyordum. Kristal Kitap, Rakipsiz'i yine Dex'ten çıkan Bininci Kat'a benzetmişti - ki bir açıdan benziyor - ve kitabın arkasında da, şu kısım yer alıyor: 

Üçünün de başarması gereken bir görev vardır, ünlü yıldız Madison Brooks’u kendi kulüplerine çekmek. Ancak Madison Brooks’un ortadan kayboluşuyla hayalleri bir anda suya düşer. Artık yarışmayı kazanmak hayattaki en küçük dertleridir, çünkü polise göre üçü de Madison’ın kayboluşunda şüphelidir.
O yüzden de gizem-gerilim/polisiye tarzı bir gençlik kitabı bekliyor insan. Hele de kitabın ilk bölümü, Madison Brooks'un kaybolma sahnesi olunca. Açılışı direkt bu "gizemli" durum yapıyor tüm hikayeye. Sonra "bir ay" öncesine gidiyoruz ve karakterlerimizin bu yarışmayı öğrendikleri andan itibaren gelişen olayları okuyoruz.

Diyeceksiniz şimdi, "Bunun nesi sorun ki? Neden sıkıldın, neden engellenebilirdi?" Bu biraz spoiler sayılır ama bence Rakipsiz'e başlayacaksanız, okumadan önce bunu bilmeniz gerekiyor. Kitabın arka kapağına bile yazdıkları Madison Brooks'un kayboluşu, son 100 sayfaya kadar gerçekleşmiyor. Okurken neden bu kadar sıkıldığımı ve kitabın sonlara doğru neden heyecanlandığını düşünürken fark ettim bunu. Çünkü ben kitaba, birkaç gencin onların üzerine yıkılmak üzere olan bir suçu araştırdığı bir hikaye okuyacağımı düşünerek başlamıştım.

Oysaki durum hiç de öyle değil. Kitabın büyük bir bölümü boyunca Aster, Layla, Tommy ve Madison'ın başından geçen olayları okuyoruz. Yarışmanın kendisini, karakterlerin hayatlarını, yaptıkları hataları ve olaylara tepkilerini... Ben çoğunlukla böyle kitaplardan hoşlanmam, bana biraz "olaysız" ve "sıkıcı" geliyorlar, ama bir de gizem-gerilim/polisiye beklerken bir Los Angeles draması okumak?

Karakterlere gelirsek... Layla, son zamanlarda okuduğum en itici, en çekilmez karakterlerden bir tanesiydi. Magazin haberleri ilginç bulan bir insan hiç olmadım ve Layla'nın blogu tamamen bu magazin haberlere odaklı. Ama onu çekilmez bulmamın tek nedeni bu değildi: erkek arkadaşına karşı anlayışsız ve soğuk, çevresindeki insanlara karşı kapalı, bencil ve çıkarcı.

Aster ve Tommy ise daha sevdiğim, iyi ve kötü yanları olduğunu düşündüğüm iki karakterdi. Mükemmel değillerdi, bazı açılardan zeki bazı açılardan salak olabiliyorlardı ve genel olarak insanlardı. Tommy'nin kitabın en başından beri Layla'ya nasıl ilgi duyduğunu gerçekten hiç anlamadım. Layla'nın sevgilisi Mateo'nun da onda ne bulduğunu göremedim. Ben bu karakterden ciddi anlamda nefret ettim ya okurken dkjdaj

Ryan ve Madison'a değinmeyeceğim bile. Onlar hakkında bir şeyler yazmaya uğraşmak çok zor geliyor. İkisi de ölebilir mi :)

O açıdan yazar iyi bir iş çıkartmış. Kitaptaki herkes, derinlikleri olan, iyice işlenmiş, gerçekçi karakterlerdi. Bu sayede kitapta olup bitenler de yüzeysel olaylar olmaktan çıkıp daha farklı boyutları olan oyunlara dönüyorlardı.

Sonuç olarak, eğer kitaptan beklentim başka olmasaydı, belki - bir ihtimal - kitabı biraz daha sevebilirdim. Bu haliyle büyük bir bölümünü sıkıcı buldum, ana karakterlerinden birinden nefret ettim, sonu ise kitabın en ilginç yanıydı. Madison kitapta biraz daha erken ortadan kaybolmuş olsaydı kesinlikle olaylara ve kurguya olan ilgim artardı ama bu haliyle... meh. Devam kitabını okuyacağımı sanmıyorum.

Not: Birçok insanın sevebileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum, o yüzden merak ediyorsanız yine de okuyabilirsiniz. Özellikle artık kitaptan ne beklemeniz gerektiğine dair daha net bir fikriniz olduğu için :D


Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder